Hz. Bab’ın Doğum Gecesi Levhi (#15941)

Tanrı’nın Kendi Aziz ve Sevgi Dolu İsmine Müjdeci Kıldığı Yeni Doğmuşun Adıyla!

Bu, âlemlerde bulunanları aydınlatan bir Güneş ile göklerin ve yerin parladığı bir Geceye Bizim katımızdan bir Levihtir. Tanrı’nın Günü sende doğduğu için ne mutlu sana, ey Gece! Biz bu Günü isimler şehirlerinde oturanlar için bir kurtuluş meşalesi, ölümsüzlük meydanlarında koşanlar için bir zafer kadehi, yaratık âleminde bulunanlar için bir sevinç ve neşe kaynağı kıldık. O’nu bu isim ile konuşturan ve göğün yaratıcısı olan Tanrı yücedir! Bu isim iledir ki kuruntu perdeleri ve zan örtüleri yırtıldı, Kendi Kendine Var Olan’ın ismi şüphesizlik ufkundan parladı. Yine o gündedir ki ebedi hayatın gizemli şarabının mührü koparıldı, ilim ve beyan kapısı varlık âleminde olanlara açıldı, Rahman’ın meltemi tüm şehirler üzerine esti. Ne güzeldir o an ki Her Şeyi Bilen, Güçlü ve Hikmetli Tanrı’nın hazinesi onda açığa çıktı!
Ey yerde ve gökte bulunanlar topluluğu! Bu Gece, Allah’ın anlatmakla anlaşılmayan ve vasıflandırmakla vasıflanmayan Kimse’nin doğmuş olduğu ikinci bir Gece’ye işaret kıldığı birinci Gece’dir. Ne mutlu bu iki Gece üzerinde düşünenlere! Böyle bir kimse onların dışının gerçeğinin, içlerinin tıpkısı olduğunu görür ve Tanrı’nın bu Zuhur’daki sırlarını öğrenmiş olur. Bu Zuhur’dadır ki şirkin direkleri sarsıldı, boş inançların putları devrildi ve “Güçlü, Yüce, Tek, Bir, Koruyucu, Aziz ve Yaklaşılamaz olan Allah’tan başka İlah yoktur!” sancağı yükseldi. 

Bu Gecededir ki vuslat rayihaları yayıldı, son gündeki buluşma kapıları açıldı, her şey “Padişahlık, âlemleri kuşatan bir saltanat ile gelen İsimler Maliki Allah’a mahsustur!” diye seslendi. Yine bu Gecededir ki, Mele-i Âlâ En Yüce ve Ebha Rablerini coşkuyla övdü ve isimlerin hakikatleri, ilkin ve sonun Malikini bu Zuhurdan ötürü yüceltti.

Bu Zuhur’un gücüyledir ki dağlar Her Şeye Yeten ve en yüce Olan’a doğru kanatlandı, kalpler Sevgili’nin yüzüne döndü, yapraklar özleyiş yelleri ile kımıldadı, ağaçlar Dilediğini Yapan’ın nidasıyla cezbolarak ses verdi, âlem Ezeliyet Sultanı’yla görüşmenin heyecanıyla titredi, bütün şeyler bu İsm-i Âzam’ın açığa çıkardığı Saklı Kelime’nin tesiriyle varlık sahasında göründü.

Ey Cömertler Cömerdi’nin Gecesi! Biz sende Ana Kitabı görüyoruz. Acaba gördüğümüz gerçekten yeni doğmuş biri mi yoksa bir Kitap mı? Hayır, hayatıma yemin olsun, bütün bunlar birer isimden başka bir şey değil; Tanrı ise bu Kitabı onlardan mukaddes kılmıştır. Onun vasıtasıyladır ki gizlideki Görünmez şey ve saklı olan Sır açığa çıktı. Hayır, hayatıma yemin olsun, bütün bunlar sıfatlar âlemine aittir; Ana Kitap ise onların Sultanı. Onunladır ki “Allah’tan başka İlah”tan önceki “Yoktur”un mazharları göründü . Tüm insanlara bunlar ilan edildiğinde, Rabbinin nazarında O’nun kulağından başka onları duyan yoktu.  Ne mutlu şüphe etmeden inananlara!

Söz buraya gelince Kalem-i Âlâ bayılıp düştü ve dedi: “Ey isimlerle anılamayan Kimse! Beni yer ve gök üzerine koruyucu olan saltanatınla affet; çünkü ben Senin yaratmanla yaratıldım. Varlık alanına çıkmış olan bir şey tarafından anılamayacak olanı ben nasıl anabilirim? Bununla beraber, Senin izzetine yemin olsun ki Senin bana ilham buyurduğunu dile getirecek olsam bütün varlıklar sevinçten yok olur; ya Senin beyan denizinin dalgalanışlarını bu en yüksek makamda, bu en yüce ve ulaşılmaz yerde anlatacak olsam ne olur halleri? Rabbim! Bu en ulu makamı anmaya dili dönmeyen bu Kalemi Sen af buyur. Ve sonra ey Malikim ve Sultanım, bana acı ve Senin önünde işlediğim bu suça göz yum.”

Sen gerçekten Bahşedensin, Güçlüsün, Bağışlayıcısın, Cömertsin.

-Bahá'u'lláh
-----------------------

